AŞ genel kurul kararlarının iptali: her gündem maddesi ayrı değerlendirilir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2023/997 E. 2026/1097 K. · 11.06.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · temyiz yolu açık
Kural
Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davasında (TTK 445-446) her gündem maddesi ayrı değerlendirilir. Bilanço ve gelir tablosunun gerçeği yansıtmadığı iddiası, dayanağı somut olgularla somutlaştırılmadıkça (HMK 194 somutlaştırma ve iddia yükü) iptal nedeni oluşturmaz; hakim tarafın ileri sürmediği vakıayı re'sen araştıramaz. İbra ve üye seçimi kararlarında gerekli nisap sağlanmış, ilgili üyeler ibrada oy kullanmamış ve kanuna/esas sözleşmeye aykırılık yoksa iptal koşulu oluşmaz. İç kaynaklardan sermaye artırımında bilanço tarihinin üzerinden altı aydan fazla geçmiş olsa dahi (TTK 462), kanundaki şartları sağlayan yeminli mali müşavir raporu bulunuyor ve artırımın azınlığa zarar verme kastıyla/dürüstlüğe aykırı yapıldığı ispatlanamıyorsa iptal koşulu oluşmaz; iç kaynaktan artırımda pay sahipleri bedelsiz payları kendiliğinden kazandığından pay oranı azalmaz. Kar payı hakkı vazgeçilmez olmakla birlikte, kar dağıtmama kararı somut ve haklı gerekçelere (ör. salgın etkileri, iç kaynaktan sermaye artışı) dayanıyor ve süreklilik arz etmiyorsa iptal edilmez. Huzur hakkı, şirketin mali yapısı, geçmiş uygulamaları ve emsal ücretlerle karşılaştırılarak emek-mesaiyle orantılı ise (TTK 394, 445) fahiş sayılmaz ve iptal edilmez.
Ele alınan meseleler
Bilanço ve gelir tablosunun onaylanması kararının iptali (gündem 4)
Genel kurul kararının iptalini isteyen pay sahibi, dayandığı vakıaları HMK 194 uyarınca ispata elverişli biçimde somutlaştırmak zorundadır; iddia yükü, tarafın talebini haklı kılacak hukuk kuralının gerektirdiği temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirme yüküdür. Göstermediği bir vakıanın re'sen araştırılması, ancak re'sen araştırma ilkesinin veya kanuni istisnaların uygulandığı hallerde mümkün olup, aksi taraflarca getirilme ilkesine (HMK 25) aykırıdır. Somut olayda bilanço ve gelir tablosunun gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmüş, ancak bu iddiaya dayanak somut bir olgu bildirilmemiştir; bilirkişi raporunda da şirketçe alınan kredinin bilanço aktifinde, kısa vadeli yabancı kaynaklardaki tutarın ise bu kredi alımından kaynaklandığı ve iptal nedeninin oluşmadığı tespit edildiğinden iptal koşulları oluşmamıştır.
Sonuç: ret
Yönetim kurulu üyelerinin ibrası kararının iptali (gündem 5)
Yönetim kurulu üyeleri kendi ve diğer üyelerin ibrasında oy kullanmamış, ibra kararı yapılan oylama sonucunda oy çokluğuyla alınmış ve gerekli nisap sağlanmıştır. İbra kararında kanuna ve esas sözleşmeye bir aykırılık bulunmadığından iptal koşulları oluşmamıştır.
Sonuç: ret
Yönetim kurulu üye seçimi kararının iptali (gündem 6)
Yönetim kurulu üye seçimine ilişkin kararda gerekli nisap sağlanmış, davacı tarafça bu karara ilişkin somut bir iptal nedeni ileri sürülmemiş ve kararda kanun ile ana sözleşmeye aykırı bir yön bulunmadığından iptal koşulları oluşmamıştır.
Sonuç: ret
İç kaynaklardan sermaye artırımı kararının iptali (gündem 7)
TTK 462 uyarınca iç kaynaklardan sermaye artırımında, sermayenin artırılan kısmını iç kaynaklardan karşılayan tutarın şirket bünyesinde gerçekten var olduğu onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulunun açık ve yazılı beyanıyla doğrulanmalı; bilanço tarihinin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmişse yeni bir bilanço çıkarılması ve bunun yönetim kurulunca onaylanması şarttır. Son bilanço 12/2020 tarihli olup kanundaki altı aylık süre geçmişse de, şirketçe alınan 21.09.2021 tarihli yeminli mali müşavir raporunun kanundaki şartları sağladığı bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. İç kaynaktan artırımda mevcut pay sahipleri bedelsiz payları kendiliğinden kazandığından bir ortağın payının azalması söz konusu değildir. Ayrıca artırımın sırf azınlık pay sahiplerine/davacılara zarar verme kastıyla ve dürüstlük ile hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırı yapıldığına dair delil bulunmadığından iptal koşulları oluşmamıştır.
Sonuç: ret
Kar dağıtılmaması kararının iptali (gündem 8)
Anonim şirkette kar payı dağıtılmamasına karar verme yetkisi genel kurulda olup, genel kurul bu yetkisini kullanırken kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun karar almak zorundadır. Pay sahibinin kar payı hakkı vazgeçilmez olduğundan, şirketin dağıtılabilecek karı bulunuyorken kar dağıtmama gerekçesinin somut gerçeklere dayanması ve dağıtmamayı haklı kılacak nitelikte olması gerekir. Somut olayda kar dağıtmama gerekçesi salgın hastalığın etkileri, talep daralması ve iç kaynaklardan sermaye artışı yapılması olarak gösterilmiş; bilirkişi raporunda kar dağıtımının sürekli hale geldiğine dair veri bulunmadığı tespit edilmiştir. Kar dağıtmama kararını haklı kılacak somut gerekçeler bulunduğundan iptal koşulları oluşmamıştır.
Sonuç: ret
Yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesi kararının iptali (gündem 9)
TTK 394 uyarınca yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve kardan pay ödenebilir; ancak TTK 445 gereği bu konuda alınacak genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmaması gerekir. Ücretin fahiş olup olmadığı; şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, geçmiş uygulamaları ve mali durum açısından benzer şirket yöneticilerinin aldığı emsal ücretler karşılaştırılarak, yönetim kurulu üyelerinin harcadığı emek ve mesai ile orantılı ve pay sahiplerinin vazgeçilmez kar payı hakkını ihlal etmeyecek biçimde belirlenmelidir. Bilirkişi raporunda ücret tutarlarının şirketin finansal gücüne göre normal olduğu bildirilmiş, huzur hakkına ilişkin kararda kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı bir yön bulunmadığından iptal koşulları oluşmamıştır.
Sonuç: ret
Kavramlar: genel kurul kararının iptali, somutlaştırma yükü, iddia yükü, taraflarca getirilme ilkesi, yönetim kurulu üyelerinin ibrası, nisap, iç kaynaklardan sermaye artırımı, yeminli mali müşavir raporu, kar payı hakkı, huzur hakkı, örtülü kazanç aktarımı, azlık pay sahibi, dürüstlük kuralı
Emsal değeri: Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davasında; bilanço iptal iddiasında somutlaştırma/iddia yükünün gerekliliği, iç kaynaktan sermaye artırımında altı aylık süre aşılsa da kanuni şartları sağlayan YMM raporunun yeterliliği (TTK 462), kar dağıtmama kararının haklı-somut gerekçe ölçütü ve huzur hakkının fahişliğinin emsal ücret/şirket mali yapısı kriterleriyle değerlendirilmesi (TTK 394, 445) yönünden ikna edici bölgesel emsal değeri taşır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2023/997
KARAR NO 2026/1097 TÜRKMİLLETİADINAKARAR
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/01/2023
NUMARASI 2022/6 Esas - 2023/57 Karar
DAVA
Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ 04/01/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/06/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı şirketin kurucu ortağı muris ...'nın mirasçıları ve şirketin azınlık pay sahibi olduklarını, şirketin çoğunluk pay sahiplerinin keyfi tutumları ile şirketi zarara uğrattıklarını, bu kapsamda şirketin 25/10/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararlara muhalefet ettiklerini, şirketin bilanço ve gelir tablosunun gerçeğe aykırı olduğunu, bu nedenle bilançonun onaylanması ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasının hukuka aykırı olduğunu, sermaye artırımına ilişkin kararda dağıtılmamış geçmiş yıl karlarının sermayeye eklenmesine karar verildiğini, ancak şirketin karının bu kadar olup olmadığının ve karın neye göre belirlendiğinin açık olmadığını, alınan kar dağıtımı yapılmaması kararının müvekkillerinin kar payı alma hakkını zedelediğini ve bu nedenle iptalinin gerektiğini, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, kar payı dağıtmaktan imtina eden şirketin karının büyük bölümünü ücret olarak hakim ortaklara ödemesinin kötü niyetli olduğunu belirterek, davalı şirketin 25.10.2021 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 no'lu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacıların şirkette azlık pay sahibi olmadığını, davacıların 487.500 olan toplam payının sermayenin onda birinden az olduğunu, davacılar tarafından her fırsatta şirkete karşı uyuşmazlık çıkarıldığını ve davalar açıldığını, 25/10/2021 tarihli genel kurulda alınan kararların usule, yasaya ve eşitlik ilkesi ile dürüstlük kurallarına uygun olduğunu, bilançoya ilişkin 4. madde bakımından şirketin kayıtları muhasebe standartlarına uygun olup şirketin mali ve ticari faaliyetini doğru yansıttığını, şirketin özvarlık yapısı güçlü olup sermayesinin korunduğunu,yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, yönetim kurulu üye seçiminin oy çokluğuyla yapıldığını, sermaye artırımının geçmiş yıl karlarının eklenmesi suretiyle yapıldığını ve tüm pay sahiplerinin yararına olduğunu, kar dağıtmama kararının Covid-19 nedeniyle alındığını, yönetim kurulu başkan ve yardımcısı için 4.400-TL ve yönetim kurulu üyesi için 3.300-TL huzuru hakkı ödenmesine karar verilmiş olup bu tutarların yüksek olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacıların TTK'nın 446. maddesi uyarınca iptal davası açabilecek kişilerden olduğu, genel kurul tutanaklarına göre; gündemin 4. maddesinin bilanço ve gelir tablosunun onaylanması, 5. maddesinin yönetim kurulu üyelerinin ibrasına, 6. maddesinin yönetim kurulu üye seçimine, 7. maddesinin sermaye artırımına, 8. maddesinin kâr dağıtımına ve 9. maddesinin yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin olduğu, alınan bilirkişi heyeti raporuna göre,genel kurulda alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle iptali koşullarının oluşmadığının mütalaa edildiği, dosya kapsamına göre, iptale konu 25/10/2021 tarihli olağan genel kurulu toplantısının kanuna uygun olarak yapıldığı ve kararların %91.86 oy çokluğu ile alındığı, kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle alınan kararların iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili; bilirkişi heyeti tarafından davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmediğini, yalnızca davalı şirketin faaliyet raporu üzerinden inceleme yapıldığını, oysa faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığı ileri sürdüklerini, bu nedenle bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, şirketin bilanço ve gelir tablosunun TTK'nın gerçeklik ilkesine uygun olarak tanzim edilmediğini, bilançoda yer alan birçok kalemin gerçeği yansıtmadığını, ancak bilirkişi heyeti tarafından yalnızca davalı şirket tarafından alınan banka kredilerinin incelendiğini, bunun dışında bilançonun gerçeği yansıtıp yansıtmadığına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını, nitekim 2016 yılında yapılan genel kurulda sunulan faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığından bahisle iptal davası ikame edilmiş olup, İstanbul 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/684 esas sayılı dosyasında mahkemece ilgili kararların iptaline karar verildiğini ve davalı şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, benzer şekilde müvekkilleri tarafından İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1072 esas sayılı dosyasında açtıkları sorumluluk davasında alınan 22.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda da benzer tespitlerin yapıldığını, ibra kararı bakımından da şirketin ticari defter ve kayıtlarının detaylı bir şekilde incelenmesi, yapılan bu inceleme neticesinde finansal tabloların ve bilançonun gerçeği yansıtıp yansıtmadığının ortaya konulması ve mali tabloların gerçeği yansıtmadığı kanaatine ulaşılması durumunda ibra kararının iptal edilmesi gerektiğini, davalı şirket tarafından kar payı dağıtılmaması sürekli ve devamlı hale gelmiş olup, müvekkillerinin pay sahipliğinden doğan haklarının kısıtlandığını, şirketin yönetimine hakim olan pay sahiplerinin ise, sermaye paylarından diledikleri gibi yararlandıklarını, davalı şirket tarafından geçmiş dönem kar payı dağıtımı da yapılmamış olup, İstanbul 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/684 esas sayılı dosyasında mahkemece kar payı dağıtımı yapılmaması yönünde alınan kararın iptaline karar verildiğini, ayrıca mali tabloların onaylanmasına ilişkin kararın iptal edilmesi durumunda, gerçeği yansıtmayan mali tablolara dayanması sebebiyle kar dağıtmama kararının da iptalinin gerektiğini, sermaye arttırımının usulüne uygun olarak yapılmadığını, bu kapsamda TTK'nın 462 457/2 maddesi hükümlerine uyulmadığını, nitekim davalı şirket tarafından sermaye arttırımının hangi kaynaklardan karşılandığı yahut bu kaynakların şirket malvarlığı içerisinde gerçekten var olup olmadığı hususunda herhangi bir beyanda bulunulmadığını, bilanço üzerinden 6 aydan fazla süre geçmiş olmasına rağmen bu kararın alındığını, oysa bu durumda yeni bir bilanço çıkarılması ve bunun yönetim kurulu tarafından onaylanmış olmasının şart olduğunu, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı kılıfı altında maaş olarak aldıkları ücretlerin fahiş olduğunu, bu durumun örtülü kar payı aktarımı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı şirketin 25.10.2021 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 no'lu kararların iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Somut olayda; davalı şirketin dava konusu 25.10.2021 tarihli genel kurulunda gündemin 4. maddesinde bilanço ve gelir tablosunun onaylanması, 5. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibrası, 6. maddesinde yönetim kurulu üye seçimi, 7. maddesinde sermaye artırımı, 8. maddesinde kâr dağıtımı ve 9. maddesinde yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin oy çokluğu ile kararlar alındığı, davacıların alınan kararlara muhalif kalıp muhalefet şerhlerini tutanağa geçirdikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacıların davalı şirketin toplam sermayesi içindeki paylarının %8,14 olduğu, davacıların TTK'da aranan %10 pay oranına sahip olmadıkları ve kanun anlamında azlık olmadıkları, iptali talep edilen 4.
maddedeki bilanço ve gelir tablosunun onaylanması bakımından, şirketçe alınan kredinin bilançonun aktifinde yer aldığı, bilanço pasifindeki kısa vadeli yabancı kaynaklardaki tutarın kredi alımından kaynaklandığı ve iptal nedeninin oluşmadığı, 5. maddedeki ibra kararının geçerli olduğu, bu bakımdan genel kurula sunulan hesap raporlarının kanuna uygun olduğu, 6. maddedeki yönetim kurulu üye seçimi bakımından, TTK'nın aradığı şartların ihlal edildiğine dair davacı tarafça herhangi bir delil sunulmadığı, 7. maddedeki sermaye artırımı bakımından, davalı şirketin bilançosunun 12.2020 tarihinde düzenlendiği, bilanço tarihi ile sermaye artırımı tarihi arasında 6 aydan fazla bir süre geçtiği, bu nedenle 2019-2020 yıllarına ilişkin bilançoya dayanılarak iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılamayacağı, bununla birlikte 21.09.2021 tarihli sermayenin ödendiğinin tespiti enflasyon düzeltmesi olumlu farklarının ve geçmiş yıl karlarının sermayeye eklenebileceğine ilişkin mali müşavir raporu bulunduğu, bu rapor ile TTK'nın 462/2 maddesindeki şartların sağlandığı, iç kaynaklardan sermaye artırımı ile mevcut pay sahiplerinin bedelsiz payları kendiliğinden kazandıkları, dolayısıyla sermaye artırımı ile bir ortağın payının azalmasının söz konusu olmadığı ve bu nedenle kararın iptali koşullarının oluşmadığı, 8.
maddedeki kar dağıtımı bakımından, kar dağıtımının sürekli hale geldiğine dair bir veri bulunmadığı, kar dağıtımı yapılmaması gerekçesi ile iç kaynaklardan sermaye artışı göz önünde bulundurulduğunda, kar dağıtımı yapılmaması kararının iptali şartlarının oluşmadığı, 9. maddedeki yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesi bakımından, ücret tutarlarının şirketin finansal gücüne göre normal olduğu, sonuç olarak genel kurulu toplantısının kanun ve ticari teamüllere uygun olarak yapıldığı ve kararların %91.86 oy çokluğu ile alındığı, davacıların davalı şirketin toplam sermayesinin içindeki paylarının %8,14 olduğu ve TTK anlamında azlık olmadıkları, davacı pay sahiplerinin genel kurulda bilanço ve gelir tablosu hakkında beyanlarından, bilanço ve gelir tablosunun incelendiği ve tutarların incelenmesinden iptal nedenini oluşmadığı, alınan diğer kararlar bakımından da kararların iptali şartlarının oluşmadığı bildirilmiştir.
Dava konusu genel kurulun 4 numaralı gündem maddesi, 2019-2020 yılları bilanço ve gelir tablosunun onaylanmasına ilişkindir. HMK'nın "Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi" başlıklı 194/1 maddesinde; tarafların dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerektiği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 119/1 e ve f bentlerinde ise, vakıaların ve delillerin gösterilmesi aslında dilekçenin iki unsuru olarak belirtilmiştir. Dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile belirli vakıaları gösterip bunların somut ve açık olmaması hallerini birbirinden ayırt etmek gerekir. Zira birincisi iddia yükünün yerine getirilmemesi iken diğeri somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi olup, her ikisinin sonucu ve yaptırımı ayrı düşünülmelidir.
Davacının vakıaları hiç belirtmemesi veya hiçbir delile dayanmaması ile bunları yeterli açıklıkta ve bağlantılı şekilde göstermemesi arasında bir ayırım yapılmalıdır. Zira davacının göstermediği bir vakıanın veya delilin araştırılması ya da dikkate alınması ancak re'sen araştırma ilkesinin uygulanması durumunda olduğu gibi, kanunda öngörülen istisnalar söz konusuysa mümkündür. Kanundaki istisnalar dışında böyle bir yola gidilmesi 25. maddede gösterilen taraflarca getirilmesi ilkesine aykırı olacaktır. Hatta hakimin bu yönde tarafın hiç ileri sürmediği bir vakıayı hatırlatması hakimin reddi sebebi sayılacaktır. Taraflarca getirilme ilkesine göre, dava malzemesinin, yani vakıaların ve delillerin getirilmesi işi taraflara aittir.
Medeni yargılama hukuku, özündeki özel hukuktaki hakların yerine getirilmesini amaçladığı için, tarafların haklarını ararken de aktif olmaları ve kendi iddialarını, bunların dayanaklarını ve delillerini getirmeleri -kural olarak- gerekli ve zorunludur... Davacının hiç bir vakıa ileri sürmemesi demek, aslında iddia yükünü yerine getirmemek demektir. Davacının maddi meseleye ilişkin olup bir hukuk normunun aradığı koşul ve vakıalara karşılık gelen olaya ilişkin somut vakıaların varlığını mahkemeye bildirmesi, ileri sürmesi, iddia yükü olarak ifade edilmektedir. Çünkü mahkemenin objektif soyut hukuk kuralını, sübjektif, somut duruma uyarlayıp kanundaki hukuki sonucu değerlendirerek somut bir karar verebilmesi, bu iddiaların mahkeme önüne getirilmesine bağlıdır.
Sadece mahkemeye yöneltilen "haksızlığa uğradım, hakkımı verin" ya da "alacağım tahsil edilsin" anlamındaki bir taleple ya da bir takım havada kalan ifadeler kullanarak dilekçe yazıp sonuca gitmek mümkün değildir. İddia yüküne, kısaca tarafın talebini haklı kılacak hukuk kuralının gerektirdiği temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirme yükü de diyebiliriz (Prof. Dr. Muhammed Özekes: Dava Dilekçelerinde Eksiklikler Halinde Yapılması Gereken İşler). Eldeki davada davacı tarafça davalı şirketin bilanço ve gelir tablolarının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmüş olmakla birlikte, bilanço ve gelir tablosunun gerçeği yansıtmadığı iddiasına dayanak herhangi bir somut olgu bildirilmemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da şirketçe alınan kredinin bilançonun aktifinde yer aldığı, bilanço pasifindeki kısa vadeli yabancı kaynaklardaki tutarın kredi alımından kaynaklandığı ve söz konusu karar bakımından iptal nedeninin oluşmadığı tespitleri yapılmış olmakla, söz konusu karar bakımından iptal koşulları oluşmamıştır.
Genel kurulun 5. gündem maddesi, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkindir. Davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin kendi ve diğerlerinin ibralarında oy kullanmadıkları, yapılan oylama sonucunda yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğuyla ibra edildikleri anlaşılmaktadır. Yapılan oylamada gerekli nisap sağlanmış olmakla, ibra kararı bakımında kanuna ve esas sözleşmeye bir aykırılık bulunmamaktadır. Genel kurulun 6 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üye seçimine ilişkin olup, alınan kararda gerekli nisabın sağlandığı, davacı tarafça bu karara ilişkin olarak somut bir iptal nedeni ileri sürülmediği, kararda kanun ve ana sözleşmeye aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, bu karar yönünden iptal koşulları oluşmamıştır.
Genel kurulun 7. maddesi sermaye artırımına ilişkin olup, artırılan sermayenin dağıtılmamış geçmiş yıl karlarının sermayeye eklenmesi yoluyla karşılanması yönünde karar alınmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 462. maddesine göre; "Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynaklardan artırılabilir. Sermayenin artırılan kısmını, iç kaynaklardan karşılayan tutarın şirket bünyesinde gerçekten varolduğu, onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulunun vereceği açık ve yazılı bir beyanla doğrulanır.
Bilanço tarihinin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmiş olduğu takdirde, yeni bir bilanço çıkarılması ve bunun yönetim kurulu tarafından onaylanmış olması şarttır..." Somut olayda davalı şirketin son bilançosunun 12/2020 tarihinde düzenlenmiş olduğu tespit edilmekle, kanunda öngörülen 6 aylık süre geçmiştir. Ancak alınan bilirkişi raporunda, şirketçe bu hususta 21.09.2021 tarihli yeminli mali müşavirlik raporu alındığı ve söz konusu raporun kanundaki şartları sağladığı tespit edilmiştir. Sermaye artışının sırf azınlık pay sahiplerine ve bu arada davacılara zarar vermek kastıyla yapıldığı ve dürüstlük kuralına ve hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırılık taşıdığına ilişkin de delil bulunmadığı anlaşılmakla, söz konusu karar bakımından iptal koşulları oluşmamıştır.
Genel kurulun 8. maddesi, kar dağıtımına ilişkin olup, oy çokluğuyla karın dağıtılmamasına karar verilmiştir. Anonim şirketlerde kar payı dağıtılmamasına ilişkin yetki genel kurulda olup, genel kurul bu yetkisini kullanırken kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun karar almak zorundadır. Her ticaret şirketi gibi anonim şirketin nihai amacı kar elde etmek ve bunu dağıtmak olup, şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kar payı hakkı da vazgeçilmez haktır. Bu çerçevede şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken, kar dağıtmama gerekçesinin somut gerçeklere dayanması ve ileri sürülen bu durumun kar payı dağıtılmamasını haklı kılacak nitelikte olması gerekmektedir.
Dava konusu genel kurulda yapılan görüşmelerde kar dağıtmama gerekçesi; salgın hastalığın etkileri, talep daralması ve iç kaynaklardan sermaye artışı yapılması olarak gösterilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, kar dağıtımının sürekli hale geldiğine dair bir veri bulunmadığı, kar dağıtımı yapılmaması gerekçesi ile iç kaynaklardan sermaye artışı göz önünde bulundurulduğunda, kar dağıtımı yapılmaması kararının iptali şartlarının oluşmadığı tespitleri yapılmıştır. Bu tespitler doğrultusunda davalı şirketin kar dağıtmama kararını haklı kılacak somut gerekçeler bulunduğu anlaşılmasına göre, söz konusu kararın iptali koşulları oluşmamıştır. Genel kurulun 9. maddesi, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin olup, yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısına aylık net 4.400-TL ve yönetim kurulu üyesine aylık net 3.300-TL ödenmesi yönünde karar alınmıştır.
TTK'nın 394. maddesi “Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebilir” hükmünü içermektedir. Buna göre, aksine esas sözleşmede hüküm olmadığı takdirde yönetim kurulu üyelerine her toplantı günü için bir ücret verileceği, ücret miktarı esas sözleşmede tayin edilmemiş ise genel kurulca tayin olunacağı hükmü bağlanmıştır. Ancak TTK'nın 445. maddesine göre, bu konuda alınacak genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bulunmaması gerekir. Huzur hakkı ve ücretin belirlenmesinde şirketin mali yapısı ve bu yöndeki uygulamasının dikkate alınarak, tayin olunan ücretin yönetim kurulu üyelerinin bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olması gerekmektedir.
Yönetici için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, mali durum açısından davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle, yönetim kurulu üyelerinin harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kardan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; yönetim kurulu üyelerine verilen ücret tutarlarının şirketin finansal gücüne göre normal olduğu bildirilmiştir. Huzur hakkına ilişkin genel kurul kararında kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakta olup, bu karar yönünden de iptal koşulları oluşmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.11/06/2026
İlişkili maddeler
- TTK m.394 — V- Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları
- TTK m.445 — G) Genel kurul kararlarının iptali / I - İptal sebepleri
- TTK m.446 — II - İptal davası açabilecek kişiler
- TTK m.462 — III - İç kaynaklardan sermaye artırımı
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2023-997-2026-1097 — erişim: 20.07.2026