Kamu bankası faiz destekli kredisinde kefalette eş rızası ve eksik inceleme
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2026/64 E. 2026/289 K. · 16.02.2026 · kaldırıp gönderme (HMK 353/1-a) · kesin
Kural
Kamu sermayeli bir bankaca 5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılan kredilerde (ve mesleki faaliyetle ilgili esnaf/sanatkâr kefaletlerinde) TBK 584/3 uyarınca eşin rızası aranmadığından; müteselsil kefillerin sorumluluğu değerlendirilirken kredinin bu kapsamda kullanılıp kullanılmadığı araştırılmadan salt eş muvafakati bulunmadığı gerekçesiyle kefiller yönünden davanın reddi eksik incelemedir. Ayrıca itirazın iptali davasında alacak miktarı belirlenirken ödeme planı ve yapılan ödemeler izlenebilir biçimde dökülmeden, yarısı ödenen kredide kalan anapara ile akdi faiz denetlenmeden karar verilmesi hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu eksiklikler HMK 353/1-a-6 uyarınca kararın kaldırılıp dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesini gerektirir.
Ele alınan meseleler
Müteselsil kefalette eş rızasının aranıp aranmayacağı (TBK 584/3 – 5570 sayılı Kanun kapsamı)
TBK 584/3 uyarınca mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlarca verilecek kefaletler ile 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz. Davacı banka kamu sermayeli banka olup, asıl borçlunun verdiği 16.04.2020 tarihli Hazine Faiz Destekli Kredi Ek Taahhütnamesinde krediyi esnaflık faaliyetinde kullanacağını kabul ve taahhüt ettiği görülmektedir. Bu durumda takibe konu kredinin 5570 sayılı Kanun çerçevesinde kullanılan bir kredi olup olmadığı ve buna göre eş rızasının gerekip gerekmediği araştırılıp üzerinde durulmadan, müteselsil kefiller bakımından salt kefalete eş rızası verilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: kabul
Alacak miktarı ve akdi faizin belirlenmesinde eksik inceleme
Bilirkişi raporunda 25.000-TL bedelli 12 ay vadeli taksitli kredi kullandırıldığı, taksitlerin yarısının ödendiği, kalanın ödenmediği ve 18.10.2021 tarihinde 27.008,99-TL borç bulunduğu belirtilmiştir. Yarısının ödendiği belirtilen taksitli kredide kalan anapara borcunun 27.008,99-TL olarak hesaplanmasında maddi hata bulunup bulunmadığı ile kredinin akdi faizinin ne olduğu belirlenmelidir. Davacı alacaklı ödeme planını dosyaya sunmadığından ve bilirkişi raporunda ödeme planı ile yapılan ödemelerin dökümü yapılmayıp hesap ekstreleri izlenemez biçimde tarandığından bu konuda bir değerlendirme yapılamamıştır. Bu nedenle davacıya ödeme planını ibraz etmek üzere mehil verilmesi, kredinin 5570 sayılı Kanun kapsamında verilip verilmediğinin tespiti ile tüm taksitleri ve ödemeleri gösterecek şekilde yeni bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: kabul
Kavramlar: itirazın iptali, genel kredi sözleşmesi, müteselsil kefalet, eş rızası (eş muvafakati, kamu sermayeli banka, faiz destekli kredi (5570 sayılı Kanun, akdi faiz, eksik inceleme, kaldırıp gönderme
Emsal değeri: Kamu sermayeli bankaca 5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılan kredilerde müteselsil kefalet için TBK 584/3 gereği eşin rızasının aranmayacağı; bu nedenle kefiller yönünden karar verilmeden önce kredinin bu kapsamda kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiği yönünden bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2026/64
KARAR NO 2026/289 TÜRK MİLLETİ ADINA — İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 04/11/2025
NUMARASI 2024/424 Esas - 2025/686 Karar
DAVA
İtirazın İptali ( genel kredi sözleşmesinden kaynaklı )
DAVA TARİHİ 17/07/2024
İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/02/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı ...'ın müvekkili bankaya borçlu olduğunu, alacağın yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile sabit olacağını, talep edilen faiz oranının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye uygun olduğunu belirterek İstanbul 23. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile yürütülen takibe davalı-borçluların itirazlarının iptalini, alacağın %20’sindan az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili; tacir olmayan müvekkili ...'ın kullandığı krediye ilişkin davanın ticari dava olmadığını, davanın, 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup süresinde açılmadığını, müvekkili ... tarafından 16.04.2024 tarihinde davacı ...bank'tan hazine faiz destekli kredi kullanıldığını, fakat takip eden dönemde Covid pandemisi ve ekonomik kriz dolayısıyla, kredi taksitlerinin ödenmesinde sıkıntılar doğduğunu, borç büyük oranda ödenmesine rağmen yanlış hesaplama ve fahiş faiz oranıyla icra takibi yapıldığını, sözleşmede diğer davalıların el yazısıyla müteselsil kefaleti kabul ettiklerine dair bir beyan olmadığını faizin sözleşmeye aykırı bir şekilde fahiş olarak belirlendiğini belirterek davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı asıl borçlu ...'ın taksitli kredi kullandığını,TBK'nın 117. maddesi uyarınca borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmişse bugünün geçmesi ile temerrüdün gerçekleşeceğini, bilirkişi raporu ile alacaklının takip tarihinde 27.008,99-TL asıl alacak, 5.743,24-TL işlemiş faiz, 287,16-TL BSMV olmak üzere toplam 33.039,39-TL alacak talep edebileceği, davalı kefiller ... ve ...'ın kefil oldukları tarihte evli olduklarını, davacı banka tarafından dosyaya eş muvafakatlerinin sunulmadığını, TBK nın 586/1 uyarınca davacının asıl borçluya ihtar çekmeden müteselsil kefillere başvuramayacağından asıl borçlu ... yönünden davanın kısmen kabulü ile alacak likit ve belirlenebilir olduğu için icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı kefiller...
ve ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davalı ... vekili; borç büyük oranda ödenmesine rağmen rağmen yanlış hesaplama ve fahiş faiz oranıyla icra takibi yapıldığını, davacı bankanın, yapılan ödemeleri düşmeden, sözleşme ve genel esaslara aykırı olarak fahiş faiz oranıyla hesaplama yaptığını, bilirkişi raporunda banka ödeme kayıtları ile yeniden yapılandırma protokolleri dikkate alınmadığını, hatalı hesaplama yapıldığını, mahkemece büyük oranda ödendiğini ve müvekkili ...'ın sorumluluğunun ortadan kalktığı belli olmasına rağmen, müvekkilin borçtan sorumlu olduğu yönünde rapor düzenlendiğini, rapora karşı itirazları karşılanmadan eksik ve hatalı rapora göre karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2- Davacı banka vekili; esnaf siciline kayıtlı kişilerin kredilerinin eş muvafakatine tabi olmadığını, 6455 sayılı Kanunla TBK’ya eklenen hükümle, ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, kamu bankalarınca ilgili kanuna göre kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızasının aranmaması öngörüldüğünü, TBK’nın 584.
Maddesinde "(Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) ... 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ... için eşin rızası aranmaz." şeklinde hüküm mevcut olduğunu belirterek kararın hakkında ki dava red edilen ... ve ... bakımından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.Dava müteselsil kefiller bakımından TBK nın 584 maddesi uyarınca eş muvafakat belgesi sunulmadığından reddine karar verilmiştir. Kamu sermayeli bankalar tarafından yürütülen faiz destekli kredi ve kâr payı destekli fon kullandırılmasına dair 5570 sayılı kanunun (2) (Değişik: 21/3/2018-7103/75 md.) Cumhurbaşkanınca belirlenecek özel ve/veya kamunun doğrudan veya dolaylı olarak hakim sermayedar olduğu bankaların ve/veya ödemeleri ...Bankası A.Ş. kanalıyla yapılmak üzere tarım kredi kooperatiflerinin faiz destekli kredi ve kar payı destekli fon kullandırımı uygulamalarından dolayı doğacak gelir kayıpları, bu amaçla ilgili yıl merkezî yönetim bütçesinde öngörülecek ödenekle sınırlı olmak üzere, Hazinece ödenir."TBK nın 584 /3 maddesinde (Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) ..., mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." hükmünü haizdir.Davacı banka kamu sermayeli banka olup;
asıl borçlu tarafından verilen 16.04.2020 tarihli Hazine Faiz Destekli Kredi Ek Taahhütnamesinde " kullanacağı krediyi faal bir şekilde esnaflık faaliyetinde kullanacağını kabul ve taahhüt etmiştir.Bu kapsamda ; icra takibine konu edilen kredinin 5570 sayılı kanun çerçevesinde kullanılan bir kredi olup olmadığı ,eş rızası gerekip gerekmediğinin üzerinde durulmadan müteselsil kefiller bakımından kefalete eş rızası verilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Öte yandan bilirkişi raporunda;
25. 000-TL bedelli 12 ay vadeli taksitli kredi kullandırıldığı kredi taksitlerinin yarısının ödendiği, kalan taksitlerin ödenmediği, 18.10.2021 tarihinde 27.008,99-TL borç bulunduğu belirtilmiştir. Yarısı ödendiği belirtilen 25.000-TL taksitli krediden kalan anapara borcunun 27.008,99-TL hesaplanmasında maddi hata bulunup bulunmadığı , kredinin akdi faizinin ne olduğu belirlenmelidir.Davacı alacaklı tarafça dosyaya ödeme planının sunulmadığı ,bilirkişi raporunda ödeme planı ve yapılan ödemelerin dökümü yapılmadığı, izlenemez bir şekilde hesap ekstreleri scan edildiğinden bu konuda bir değerlendirme yapılamamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekiline ödeme planının bir suretini ibraz etmek üzere mehil verilmek, kredinin 5570 sayılı kanun dahilinde verilen bir kredi olup olmadığının tesbiti ile, bilirkişi tarafından tüm taksitleri ve ödemeleri gösterecek şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, her iki yan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak dava yeniden görülmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/424 Esas - 2025/686 Karar sayılı 04/11/2025 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,Adli yardım kararı nedeniyle davalı ...'ın peşin istinaf karar harcı alınmadığından harç iadesi hususunda bir karar verilmesine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/02/2026
İlişkili maddeler
Doğrulanmış madde ilişkisi yok.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2026-64-2026-289 — erişim: 20.07.2026