6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Derdest dava varken tasfiyeyi bitiren tasfiye memurunun kusuru ve şirketin ihyası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2026/812 E. 2026/985 K. · 26.05.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · kesin

Kural

Bir şirket aleyhine terkininden önce açılmış ve henüz sonuçlanmamış (derdest) bir dava varsa, o davanın karara bağlanabilmesi için davacının şirketin ek tasfiye amacıyla ihyasında (yeniden tescilinde) hukuki yararı bulunur; hakkında derdest dava bulunan şirketin tasfiyesi tam yapılmış sayılamayacağından tüzel kişiliği ihya edilerek tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Derdest dava mevcutken tasfiyeyi sonlandırıp şirketi terkin ettiren tasfiye memuru kusurlu kabul edilir ve aleyhine yargılama giderine hükmedilir.

Ele alınan meseleler

Terkin öncesi açılmış derdest dava varken şirketin ihyasında hukuki yarar

TTK 547 uyarınca tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden şirketin ek tasfiye için yeniden tescili (ihyası) istenebilir; tüzel kişiliğin sona ermesinden ancak tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılması hâlinde söz edilebilir. Somut olayda şirket, davalı sıfatıyla taraf olduğu derdest bir dava (Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/397 esas sayılı dosyası) sonuçlanmadan tasfiye sonlandırılarak 28/08/2019 tarihinde sicilden terkin edilmiştir; asıl dava, şirketin terkininden önce (23.10.2018) açılmış, tasfiye memurunun bilgisinde olup şirket adına davaya cevap verilmiştir. TTK 541 uyarınca tasfiye aşamasında muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kâfi bir teminatla karşılanması gerekir; bu yapılmadan tasfiye süreci sonuçlandırılıp şirket sicilden terkin edilmişse, tüzel kişilik ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Derdest davanın karara bağlanabilmesi için davacının ihya talebinde hukuki yararı bulunduğu açık olduğundan, şirketin ek tasfiye amacıyla ihyasına karar verilmesi yerindedir.

Sonuç: kabul

Tasfiye memurunun kusuru ve yargılama giderinden sorumluluğu

Yargılamanın her aşamasında taraf ehliyeti resen incelenir. Terkinden önce açılmış ve derdest olan bir dava mevcutken tasfiyeyi sonlandırıp şirketi sicilden terkin ettiren tasfiye memuru kusurludur; derdest davanın varlığı tasfiyenin tam olarak yapıldığının kabulüne engel olup, dava sonuçlanmadan tasfiye de tamamlanamayacağından, tasfiye memuru aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinde hukuka aykırılık yoktur.

Sonuç: kabul

Kavramlar: şirketin ihyası, ek tasfiye, yeniden tescil, tasfiye memurunun sorumluluğu, hukuki yarar, taraf ehliyeti (resen inceleme, derdest dava, sicilden terkin

Emsal değeri: Terkininden önce açılmış derdest dava bulunan şirketin ihyasında davacının hukuki yararının bulunduğu ve derdest dava sonuçlanmadan tasfiyenin tam yapılmış sayılamayacağı; ayrıca derdest dava mevcutken tasfiyeyi tamamlayıp şirketi terkin ettiren tasfiye memurunun kusurlu olup yargılama giderinden sorumlu tutulacağı yönünden bölgesel ve ikna edici emsal değer taşır.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2026/812

KARAR NO 2026/985 TÜRK MİLLETİ ADINA — İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/03/2026

NUMARASI 2025/925 Esas - 2026/263 Karar

DAVA

Şirketin İhyası

DAVA TARİHİ 13/10/2025

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/05/2026

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı tasfiye memuru tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacı ile ihyasını talep ettikleri Tasfiye Halinde ... A.Ş. arasında görülen Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/397 esas sayılı dava dosyasında 24/09/2025 tarihli ek karar ile ihya davası açmak için kendilerine süre verildiğini, şirket terkin öncesi adresinin Bahçelievler olduğunu beyanla ... AŞ'nin ihyası ile tüzel kişiliğinin ihyasını talep ettiklerini beyanla davanın kabulüne, yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili; Sicilin TTKnın 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde sorumluluğun şirketin tasfiye memuruna ait olduğunu, ek tasfiye kararı verilirse TTKnın 547/2 maddesi gereği, tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, davada yasal hasım olduklarını ve dava açılmasına neden olmadıklarından aleyhlerine yargı giderine hükmedilmemesini savunmuştur.

2- Davalı ...; davaya konu markanın 2018 yılında devredildiğini, ... şirketi ve tasfiye memurunun hukuki sorumluluğunun tamamen sona erdiğini, davacı tarafından açılan davadan çok kısa bir süre önce ... şirketi tarafından markanın ... AŞ'ye devri için Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuruda bulunulduğunu, markanın ... şirketi adına sicile kaydının yapıldığını, marka devri yapıldığını, 10/12/2018 tarihi itibariyle marka ile hukuki, fiili ve ekonomik bağı kalmadığını, markası devredilen bir şirketin ihyasının, tasfiye memuruna sorumluluk olarak yüklenemeyeceğini, dava açılmasında şahsi sorumluluğu olmadığını, yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, ihya davasına dayanak mahkeme dosyasının tasfiyeye engel olmadığını, davanın marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkin olduğunu, beyanla davada davacının hukuki yararının bulunmadığını, ayrıca markayı başka bir şirkete devretmiş olan davalının tasfiye memuruna bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; dava konusu şirkete ait sicil kaydının celp ve tetkikinde; ihyası talep edilen şirketin sicil kaydının tasfiyesinin sona erdiği 28/08/2019 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, davalı ...'in ihyası talep edilen şirketin tasfiye memuru olduğu, ihyası talep edilen şirketin sicil kaydının tasfiyesinin sona erdiği 28/08/2019 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, davalı ...'in ihyası talep edilen şirketin tasfiye memuru olduğu, davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhine Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/397 esas sayılı dava dosyası ile Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davası açıldığı, iş bu dosyanın 24/09/2025 tarihli ara kararının 1 nolu bendi ile davacıya davalı aleyhine dava açması için süre verildiği, davacının dava konusu şirketin ihyasını istemekte hukuki menfaati bulunduğu dikkate alınarak açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin ihyasına karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuş, davada davalı ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım olması ve davanın açılmasına sebebiyet vermemesi karşısında aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği, Davanın Kabulü ile ihyası talep edilen şirketin sicil kaydının tasfiyesinin sona erdiği 28/08/2019 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydı terkin edilen, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...

sicil nolu Tasfiye Halinde ... A.Ş., TTK'nın 547/1. maddesi gereğince Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/397 esas sayılı dava dosyası bakımından taraf teşkilinin sağlanmasına özgü olarak, tasfiye işleminin eksiksiz yapılmasına özgü olarak tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından İHYASINA, kararın bir örneğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne tevdiine, TTK 547. Maddesi gereğince tasfiye memuru olarak ... T.C kimlik nolu ...doğum tarihli, davalı ...'in görevlendirilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı tasfiye memuru; markanın 2018 yılında devri ile ... şirketinin ve tasfiye memurunun hukuki sorumluluğu tamamen sona erdiğini ,Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/397 E. 2024/458 K. sayısı ile görülen davanın konusu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... başvuru numaralı“...” ibareli markaya ilişkin olduğu ,24.09.2025 tarihli ek kararıyla "dava dosyasında gerekçeli kararın asıl davanın davalısı Tasfiye Halinde ... İşlAŞ.'nin tasfiye memuruna çıkartılan tebligatının bila tebliğ dönmüş olması nedeni ile yapılan araştırmada şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmakla.." gerekçesiyle davacıya şirketin ihya edilmesi için dava açılmak üzere yetki verildiği ,23.10.2018 tarihinde dava açılmasıyla yargılama süreci daha başlamadan çok kısa bir süre önce;

... A.Ş. tarafından markanın ... A.Ş.'ye devri için TPMK'na başvuruda bulunulmuş, 27.11.2018 tarihli marka devir başvurusu üzerine devir edildiğini ,ihyası istenilen ... A.Ş. aleyhine markaya ilişkin devam eden bir eda borcu, icra takibi veya tazminat yükümlülüğü bulunmadığını geçmişte yaptığı bir markanın devri nedeniyle ihya istenmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,bu sebeble aleyhine yargı gideri ve vekalet ücreti yüklemesi hatalı olduğunu ,Tasfiye sürecinde; şirketin aktif ve pasifleri değerlendirilmiş, bilinen borçlar ödenmiş, tasfiye bilançosu düzenlenmiş olup şirket ticaret sicilinden usulüne ve kanuna uygun şekilde terkin edildiğini ,davacı tarafın, tasfiyenin usulsüz yapıldığına, borçların gizlendiğine veya tasfiye memurunun kusuruna ilişkin bir iddiası olmadığını Ankara 1.

ATM'nin 27.03.2025 tarihli ve 2023/140esas sayılı kararında da vurgulandığı üzere, yapılan tasfiye işlemi usul ve yasaya uygunsa, tasfiye memurunun davanın açılmasına sebebiyet verdiği kabul edilemez ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını,kararın kaldırılmasını ve yargı giderleri ve vekalet ücreti yönünden aleyhine hüküm tesis edilmemesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; tasfiyesi tamamlanarak sicilden terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir. Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/397 esas sayılı dava dosyasında davanın karara bağlandığı aşamada şirketin terkin edildiğinin anlaşıldığı ve davacı vekiline ihya davası açmak üzere mehil verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava dosyasının esası 2023 yılı ise de asıl davada davalı olan şirketin 28/08/2019 tarihinde tasfiyenin sona erdiği tescil edilmiş ise de ; asıl davanın açılış tarihi 23.10.2018 tarihi olduğu ve şirketin tasfiye memuru tarafından davaya cevap verildiği, derdest davanın tasfiye memurunun bilgisinde olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 547. maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, YK üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı" düzenlenmiştir.

Tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Şirketin davalı sıfatıyla taraf olduğu derdest bir dava sonuçlanmadan tasfiyenin sonlandırılarak sicilden terkin edildiği; davanın karara bağlanabilmesi için davacının ihya talebinde hukuki yararı bulunduğu açıktır. Tasfiye aşamasında muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların Notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekir. (TTK nın 541madde) Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp şirket sicilden terkin edilmiş ise, şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Davalı tasfiye memuru ... tasfiyenin tam olarak tamamlandığı ,derdest davanın terkine engel olmadığını iddia etmektedir.Dava sürecinde ,yargılamanın her aşamasında taraf ehliyeti resen incelenir.

Davacı tarafça açılan markanın hükümsüzlüğünün tespiti davasında , ihyasına karar verilen şirketin ihyası için davacıya mehil verildiği, şirket hakkında terkinden önce açılan bir dava bulunduğu, elde ki davanın sonuçlanabilmesi için ihya talebinde davacının hukuki yararı bulunduğu, derdest dava mevcut iken tasfiyeyi tamamlayan davalı tasfiye memurunun kusurlu bulunarak aleyhine yargı giderine da hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle ; derdest dava sonuşlanmadan tasfiyeyi sonlandıran tasfiye memurunun kusurlu olduğu , derdest davanın varlığı tasfiyenin tam olarak yapıldığını kabule engel olduğu ,dava sonuçlanmadan tasfiyenin de tamamlanamayacağı açık olduğundan istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı tasfiye memuru ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı tasfiye memuru ...'in istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 310-TL istinaf yargı giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/05/2026

İlişkili maddeler

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2026-812-2026-985 — erişim: 20.07.2026

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.