Madde 78 — III - Değerleme ilkeleri / 1. Genel değerleme ilkeleri
(1) Finansal tablolarında yer alan varlıklar ile borçlarla ilgili olarak, aşağıdakilerle sınırlı olmamak ve Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen ilkeler de dikkate alınmak üzere şu değerleme ilkeleri geçerlidir:
- a) Bir önceki dönemin kapanış bilançosundaki değerler ile faaliyet döneminin açılış bilançosundaki değerler birbirinin aynı olmalıdır.
- b) Fiilî veya hukuki duruma aykırı olmadıkça, değerlemelerde işletme faaliyetinin sürekliliğinden hareket edilir.
- c) Bilanço kapanış gününde, varlıklar ve borçlar teker teker değerlendirilir.
- d) Değerleme ihtiyatla yapılmalıdır; özellikle de bilanço gününe kadar doğmuş bulunan bütün muhtemel riskler ve zararlar, bunlar bilanço günü ile yılsonu finansal tablolarının düzenlenme tarihi arasında öğrenilmiş olsalar bile, dikkate alınır; kazançlar bilanço günü itibarıyla gerçekleşmişlerse hesaba katılır. Değerlemeye ilişkin olumlu ve olumsuz farkların dönem sonuçlarıyla ilişkilendirilmesinde Türkiye Muhasebe Standartlarındaki esaslara uyulur.
- e) Faaliyet yılının gider ve gelirleri, ödeme ve tahsilat tarihlerine bakılmaksızın yılsonu finansal tablolarına alınırlar.
- f) Önceki yılsonu finansal tablolarında uygulanmış bulunan yöntemler korunur.
(2) Standartlarda öngörülen hâllerde ve istisnai durumlarda birinci fıkradaki ilkelerden ayrılınabilir.
Madde gerekçesi
Dikkat: Bu gerekçe kanun tasarısına yazılmıştır. Maddenin yürürlükteki metni o günden bu yana değişmiştir (i̇çeri̇k deği̇şi̇kli̇ği̇). Gerekçe, güncel metnin değil tasarı metninin açıklamasıdır.
Değerleme ilkeleri, değerleme ölçülerinden farklı olarak, değerlemede dikkate alınacak taşıyıcı nitelikte evrensel kurallardır. Bu ilkeler hükümde açıkça belirtildiği gibi - sınırlı sayı ilkesi kapsamında değildir. Birinci fıkra hem Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen hem de öngörülmeyip genel kabul gören muhasebe standartlarınca tanınan ilkelere gönderme yapmıştır. Ayrıca Sermaye Piyasası Kurulunun XI/25 sayılı tebliğine, özellikle 14 ilâ 31 inci maddelere bakınız. Hükmün kaynağı Alm. TK.’nın 252 nci paragrafı olmakla beraber hüküm, pozitif hukuklar üstü niteliktedir.
Birinci fıkranın (a) bendi: Birinci ilke, "bilânçoların değersel özdeşliği" veya Sermaye Piyasası Kurulunun XI/25 sayılı tebliğinde olduğu gibi karşılaştırılabilirlik (comparability) diye anılır. Bilânçoların gediksiz birbirini izlemelerini bir önceki bilânçonun kapanış değerlerinin bir sonraki bilânçonun açılış değerleriyle özdeş olmasını, böylece finansal durum karşılaştırması yapılmasını ifade eder. Bu ilkenin istisnası Türk Lirasından Yeni Türk Lirasına geçişte olduğu gibi para biriminin değişmesidir.
Birinci fıkranın (b) bendi: İkinci ilke, işletmenin sürekliliği (going concern)'dir. Sermaye Piyasası Kurulunun XI/25 sayılı tebliğinin 16 ncı maddesine bakılmalıdır. Finansal tablolar işletmenin faaliyetlerini sürdüreceği varsayımına dayanır; meğerki, iflâs davası, tasfiye kararı, devamlı ödeme güçlüğü ödemeleri, tatil veya benzeri fiili veya hukukî bir sebep bu varsayıma olanak bırakmasın. İşletmenin öngörülebilir bir gelecekte faaliyetini devam ettireceği varsayılmazsa, işletmedeki tüm aktif ve pasiflerin farklı ölçülerle değerlendirilmesi gerekir ve yılsonu rakamları, faaliyetin sonuçlarını vermez.
Birinci fıkranın (c) bendi: Bu ilke, iki alt ilkeyi içerir: bilânço günü ve teker teker değerleme. Değerlemeler bilânço günü itibarıyla yapılmalı, bu tarihe kadar değerlendirmeyi etkileyen bütün etkenler dikkate alınmalı, anılan tarihten sonrakiler de hesaba katılmamalıdır. Teker teker değerleme ise şeffaflığın vazgeçilmez gereğidir. Aksi halde kalemler toplanır ve mahsuplarla bir değer elde edilirse, finansal durum anlaşılamaz.
Birinci fıkranın (d) bendi: İhtiyat ilkesi, bilânço günü ilkesinin tamamlayıcısıdır.
Birinci fıkranın (e) bendi: Bu ilke, tahakkuk ilkesi diye adlandırılan muhasebenin temel varsayımlarından birini ifade eder. İlke aynı zamanda faaliyet dönemlerinin bağımsızlığı ilkesini de kapsar.
Birinci fıkranın (f) bendi: Yöntemlerde kararlılık, karşılaştırılabilirlik ilkesinin gereğidir.
İkinci fıkra: İlkelerden istisnaî durumlarda ayrılmak mümkündür. Ancak istisnaî durumun haklı temellere dayanması ve vergi kanunlarından doğmaması gerekir.
Kaynak: TBMM S. Sayısı: 96 (Dönem 23) - Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
Eski TTK (6762) karşılığı
m.None yeni hukum — Ticari defterler yeniden yazıldı
Kaynak: 6102 ↔ 6762 karşılaştırma cetveli. Eşleşmeler cetvelden derlenmiştir; en güvenilir eşleşme başta gösterilir.
İlişkili kararlar
Bu maddeye bağlı onaylı karar henüz yok. Yeni kayıtlar aylık bültenle duyurulacak → bülten.
Güncel gelişmeler
-
KGK, yüksek enflasyonlu ekonomilerde finansal tabloların sunum para birimine çevrilmesine ilişkin düzenlemenin Resmî Gazete'de yayımlandığını duyurdu.
Kimi ilgilendirir: Yüksek enflasyon muhasebesi uygulayan ve finansal tablolarını sunum para birimine çeviren şirketler ile bağımsız denetçiler.
Kendinizi test edin
Bir ticaret şirketinin hukuk departmanı, bilanço günü itibarıyla aleyhine açılmış ve kaybedilme ihtimali yüksek bir dava olduğunu tespit etmiştir. Yönetim, davanın henüz kesinleşmediği gerekçesiyle karşılık ayırmayı reddetmektedir. TTK m. 75/1 ve m. 78/1-d çerçevesinde bu tutum nasıl değerlendirilir?
- Dava kesinleşmediğinden karşılık ayrılması gerekmez; yönetim haklıdır.
- Karşılık ayrılması zorunludur; m. 75/1 gerçekleşmesi şüpheli yükümlülükler için TMS'ye göre karşılık ayrılmasını emreder, m. 78/1-d ise bilanço gününe kadar doğmuş muhtemel risklerin dikkate alınmasını zorunlu kılar.
- Dava sonucu belirsiz olduğundan karşılık ayrılıp ayrılmaması yönetim kurulunun takdir yetkisindedir.
- Karşılık yalnızca dava kesinleştikten sonra ayrılır; m. 75/1 kesinleşmiş yükümlülükleri kapsar.
- Bilanço günü ile tablonun hazırlanma tarihi arasında öğrenilen riskler dikkate alınmaz; yalnızca bilanço gününde bilinen riskler için karşılık ayrılır.
Cevabı ve açıklamayı göster
Doğru cevap: B
TTK m. 75/1, 'gerçekleşmesi şüpheli yükümlülükler' için TMS'ye göre karşılık ayrılmasını emreder; aleyhte açılmış ve kaybedilme ihtimali yüksek bir dava tam da bu kapsamdadır. TTK m. 78/1-d ise ihtiyat ilkesi gereği bilanço gününe kadar doğmuş bütün muhtemel risklerin, bilanço günü ile tablonun hazırlanma tarihi arasında öğrenilmiş olsalar bile dikkate alınmasını zorunlu kılar. İki madde birlikte okunduğunda kesinleşme beklenmeksizin karşılık ayrılması gerektiği açıktır. A, C ve D şıkları kesinleşme koşulunu ararken m. 75/1'deki 'şüpheli yükümlülük' kavramını atlamaktadır. E şıkkı m. 78/1-d'nin açık düzenlemesini yanlış aktarmaktadır; söz konusu madde tablonun hazırlanma tarihine kadar öğrenilen risklerin de dikkate alınacağını belirtmektedir.
Kaynak: https://6102ttk.com/ttk/madde-78 — erişim: 20.07.2026